Yaşam Alanımızı Savunduk 02.06.2013

Eskişehir doğumlu, ODTÜ mezunu ve reklam-pazarlama sektöründe çalışan biri olarak arkadaş ve akrabalarımın profilini tahmin edebilirsiniz. Recep Tayyip Erdoğan İstanbul belediye başkanı seçildiğinde hepimiz şok olmuştuk. Çevremdekiler ağırlıkla “yakında hepimizin başını örtecekler” espirileri yapmaya başladı. Ben düşünmeye…

Yıllar geçti. 28 Şubatlar, ekonomik krizler yaşandı ve nihayetinde AK Parti iktidara geldi. Arkadaşlarımın çoğu yeminli AKP muhalifi oldu. O gün bugün birbirlerine derin komplo analizleri, ürkütücü dokümanlar gönderip duruyorlar. Ben ise değişime yıllardır müdavimi olduğum Cumhuriyet gazetesini bırakarak başladım. Bir süre iyi niyetle araştırıp kafa yorunca tablo kafamda netleşti. Milleti ve yeni dinamikleri anlamadaki hatalarımızı gördüm.  Tüm bunlar beni yeni bir kitap yazımına götürdü: Başka Akmerkez Yok. Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar mı? kadar satmasa da entelektüel kesimlerde daha derin etkiler yarattı. Özetle, geniş kitleleri anlamak için çaba göstermeyen tüm pazarlamacı, reklamcı ve siyasetçileri eleştiriyordum.

İşi kendimce çözmüştüm de bizim mahalle hala birbirine e –postalar gönderip duruyordu. Aramızdaki tartışmalarda hep şunu söyledim; “%50 oy almış bir siyasi liderin kafasında olduğunu tahmin ettiğiniz plan üzerinden iletişim yaparsanız bunlar halka geçmez. Millet icraate bakar ve hükümetin ekonomi, sağlık, ulaştırma vb. halka direkt değen konularda yaptıkları ortada.”

Recep beyin hayali hiç içki tüketilmeyen bir Türkiye olabilir. Hatta böyledir. Ancak buna ulaşamaz. Sınırı zorladığı an bizim gibiler de itiraza başlar. Daha da zorlarsa ortam gerilir ve denge bozulur. Önemli olan o sınırı doğru tespit edip orada tepki koymaktır, her söylediğine karşı çıkmak değil. Atatürk de tüm kadınların başını açtığı bir Türkiye hayal etmişti kuşkusuz. Ama ulaşamadı. Bu toprakların dokusu budur. Zorlamayla olmaz. Dedim.

Ve bir süre önce sanki biri düğmeye bastı ve Başbakan değer verdiğim ve ayakta kalan her şeye girişti:

  1. Önce Yılmaz Büyükerşen. Türkiye’nin en başarılı, en temiz belediye başkanına saldırıyorsunuz. Olmaz.
  2. Akabinde ODTÜ olayları. Ülke vasıfsız üniversite doldu. Onlar arasında bilimsel seviyesini, demokratik duruşunu ve kampüs kültürünü koruyan ODTÜ’me girişiyorsunuz. Olmaz.
  3. Sonra 1 Mayıs olayları. Tarihi önemi ve değeri olan kutsal bir mekan orası bizler için. Güvenlik hikayeleriniz hiç inandırıcı değildi.
  4. Nihayet alkol düzenlemesi ve iki ayyaş söylemi. Ahmet Hakan yazdı aklımdan geçenleri. Tekrara girmeyim ama hiç inandırıcı değildi hükümetin söyledileri.
  5. Üstüne üçüncü çocuk, kadının yeri ve dindar nesil tartışmaları, dış politikadaki mezheb temelli tercihler… Evet,  sağlam bir tepki vermenin zamanı gelmişti.

Bir kıvılcım lazımdı ve o da Gezi parkında patladı. Konunun ağaç, AVM filan olmadığını herkes ikinci gün kavradı zaten. Tartışmaya bile gerek yok. Üç beş ağacı değil, yaşam alanımızı korumaya gittik oraya. Bu işi başlatan çevrecilerin, ön safta çarpışan militanların hedefleri başka olabilir. Ama o meydanı dolduran ve diğer illerde tepki veren yüz binlerce kişinin ana meselesi buydu; Çok üzerimize gelmeye başlamışlardı.

On yıldır yakın çevreme anlattığım şey gerçek olmuştu. En azından ben o amaçla gittim Taksim’e iki gün boyunca. Bir çok kişi de işini gücünü riske ederek gitti, tivitler attı. Çünkü endişelenmeye başlamıştık. Açıkçası bizim gibi denge unsurlarının başkaldırmasının bu işte belirleyici olduğunu düşünüyorum. O yüzden yazıyı da şahsi sitemde değil, şirket blogunda yazıyorum. İş, güç, para bir yere kadar. Öncelikle kendimizi ait hissedeceğimiz bir ülkede yaşamak istiyoruz.

Evet sevgili dostlar. Ben diyeceğimi dedim. Yarın işimin başındayım.  Hükümet işi çarpıtmaya, marjinal gruplara yıkmaya çalışıyor ama bence mesajı aldılar. Biz Taksim’de bir zafer kazandık ve gerekli ayarı verdik.

Hiç alkol tüketilmeyen, tüm kadınların başını örttüğü ve dini kurallara göre yönetilen bir Türkiye hayali kuranlara diyeceğim odur ki biz bunu engellemek için sonuna kadar mücadele ederiz. Kazanırız demiyorum. Kim kaç milyon döker tartışmasına da girmek istemiyorum. Ama emin olun kuzu gibi beklemeyiz.

Ama tercihim odur ki oralardan birileri benim başı örtülü kadınlar, dindar insanlar için gösterdiğim empatiyi bizim için göstersin ve el ele verip bu ülkeyi zenginleştirelim, güçlendirelim.

Yorumlar
Bütün Yorumlar.
Yorumlar