Onuncu Yılında TL 22.01.2015

Paramızdan altı sıfır atılalı tam on yıl oldu. Çeyrek yüzyıl yüksek enflasyonla boğuşmuş bir tüccarın oğlu ve ülkesini seven bir vatandaş olarak bu değişimi heyecanla karşıladım. Gazete ve dergilerde konuyla ilgili yazılar yazdım, NTV, ATV, CNBC-E başta olmak üzere bir çok kanalda konuştum.

Tabii ki öncelikle sevincimi paylaştım ama ele aldığım esas mesele, yeni para biriminin dile yerleşmesi ve bununla ilgili iletişimdi. Çünkü iletişimde ciddi hatalar yapılıyordu. Daha doğrusu hiçbir şey yapılmıyor ve millet de istediği yöne çekiyordu.

On sene sonra, maalesef yeni para birimi dile yerleşmiş değil. Milyonlar, trilyonlar kullanılmaya  devam ediyor. Birkaç ay önce Cumhurbaşkanı yeni Türkiye markası lansman toplantısında, bu tür yeniliklere karşı çıkan birilerinin hep olduğunu ama kendilerinin kararlı bir şekilde ilerleyip başarılı olduklarını söyledi. İyi örnek olarak liradan altı sıfır atılması operasyonunu gösterince bir kez daha anladım ki derdimizi anlatmak çok zor memlekette.

Çünkü sayın Erdoğan’ın orada iletişim başarısı olarak bahsettiği şey aslında bir operasyon başarısıdır. Evet, liradan altı sıfır atma operasyonu başarıyla uygulanmıştır.  Bugün herkes yeni liraya geçmiştir. Eski parayı kullanan yoktur. Tabi böyle bir karar alındıktan ve terminler konduktan sonra ne engel çıkabilirdi bilemiyorum ama yine de başarı olarak kaydedelim.

Ama yeni liraya geçişin iletişimi başarısızdır. Neden? Çünkü en başta kendisi olmak üzere, bakanlar ve diğer yetkililer hala ağırlıkla trilyon, katrilyon diyor büyük rakamlardan bahsederken. Sokakta  “milyon” hala yaygın olarak kullanılıyor on yıldır. Kuruş ise hiç oturmadı dile. İnsanlar elli kuruş yerine elli bin diyor hala. Örneğin 5.25 karşılığı “beş lira yirmi beş kuruş” ya da “beş yirmi beş” deneceği yerde, beşmilyonikiyüzelli, beşikiyüzelli, beş lira yirmibeşbin, beş lira ikiyüzelli bin, beşmilyon yirmibeşbin gibi bir sürü şey söyleniyor.

Yeni lira için tasarlanan sembolün geliştirme süreci de başka bir alem. Onu da Selim Tuncer yazmıştı zamanında:

http://selimtuncer.blogspot.com.tr/2012/05/bana-bunun-franklin-gothicini-yapabilir.html?m=1

Yeni Lira ve kuruş dile oturmadı çünkü Merkez Bankası bu işe hiç mesai ayırmadı. Bırakın tanıtımı, bir yerlere bir yazı bile yazdıklarını zannetmiyorum. İş ortada. Milli iradeye kalmış diyerek bir teselli de bulabilir arayanJ.

Bu konuda doğru işler yapıp milleti yönlendirebilecek bankacılar da, reklamcılar da hiç dert etmiyor; Para birimi yanlış kullanıyorlar reklamlarda. 2007 tarihli bir yazımda şöyle demişim:

Gelinen nokta şu; televizyon reklamlarında “yetele” demeye devam ediyoruz, halk ise sokakta kabaca on liranın altına “lira”, üstüne “milyon” veya nadiren “yetele” diyor. Kuruş kelimesi hiç oturmadı. Lira ve kuruşu birlikte doğru kullanan yok gibi. Dilde en sık kullandığımız kelimelerden birine dair mutabakatımız yok. İletişimde ciddi verim kaybımız oluyor. 2009 yılında “yeni” atılacak ve tekrar “lira”ya döneceğiz. Al sana bir geçiş problemi daha. O zaman da “teelee” mi diyeceğiz  reklamlarda.

http://www.guvenborca.com/?page=guven-borca&cat=4&id=37

Evet, reklamlarda TEELEE dedi/diyor sorumsuz reklamcı kardeşlerim. Çünkü dile dair, memlekete dair hiçbir hassasiyetleri yok. Kendi hayatlarında ve iş ortamlarında İngilizce ağırlıklı bir jargon kullanıyorlar. Hiçbirinin çarşıya pazara çıktığı, milleti dinlediği, tabelalara baktığı ve dert ettiği filan yok. Bırakın Anadolu’ya, Anadolu yakasına gitmeye bile tahammülleri yok. Soruyorum bu kardeşlerime; Amerikalı meslektaşların reklamlarda USD karşılığı “yuesdi” mi diyor? Ya da İngilizler “ciibiipii”? Sen niye TEELEE diyorsun Lira yerine? Züppe!

Yorumlar
Bütün Yorumlar.
Yorumlar